SERADA  EN YÜKSEK VERİM VE KALİTE, EN AZ İLAÇ , GÜBRE VE SULAMA İLE NASIL OLUR ?

Sera Hastalıkları Ve Çözümlerini Açıklayan videoları

Sera Videolarını izlemek için Tıklayınız

Domates Serası İle İlgili vidolar

Biber Serası İle İlgili vidolar

Salatalık Serası İle İlgili vidolar

Kavun  Serası İle İlgili vidolar

Patlıcan Serası İle İlgili vidolar

 Çiçek  Serası İle İlgili vidolar

Antalya Seraları için tıklayınız

Antalya Kumluca Seraları

Antalya Demre Seraları

Antalya Finike Seraları

Antalya Serik Seraları

Mersin Aydıncık Seraları

 

Aşağıdaki  videolardaki serada üretim yapan üreticilerin yorum videolarını izlediğinizde bunu rahatlıkla  anlayabiliriz. Ancak biz yinede  kısaca sebeplerini yazalım. Rekor Gelişim kullanıldığında toprağınız her daim tavlı ve  yumuşak kalır, sertleşmez. Organik maddesi ‘yüksek’ sevisine çıkartır. Kök çürümesi ve mantari bir çok  hastalığa karşı çok yüksek dirençli olur. Topraktaki tuzluluk sıfıra  çekilir.  PH ve kireç dengelenip , Rekor Gelişim kullandığınız  süre içerisinde  bozulması engellenir. Çok daha az sularsınız. Meyve  tutumu  çok iyi olur. İri – eşit büyüklükte –  kaliteli ve  raf ömrü yüksek ürünler  hasat edersiniz. Takozlama yaşamazsınız. Kışın aşırı soğuk havalarda toprağı dona  karşı korur. En yüksek rekolteyi yakalarsınız. Erkencilik yaşarsınız. Samrayı da kullanmanıza kesinlikle gerek kalmaz. Böylece yüksek işçilik maliyetinden ve samra  kullanımından kaynaklı bir çok sorundan da  kurtulmuş olursunuz. 

SERADA DOMATES YETİŞTİRİCİLİĞİ

SERADA SALATALIK   YETİŞTİRİCİLİĞİ

SERADA KAVUN YETİŞTİRİCİLİĞİ

SERADA BİBER YETİŞTİRİCİLİĞİ

SERALARDA PATLICAN YETİŞTİRİCİLİĞİ

SERADA SÜS BİTKİSİ YETİŞTİRİCİLİĞİ

SERADA ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ

SERADA MARUL YETİŞTİRİCİLİĞİ

 

ÜLKEMİZDE SERACILIK – ÖRTÜALTI YETİŞTİRİCİLİĞİ HAKKINDA BİLGİ

İklime bağlı olmadan,ekolojik koşulların kısmen veya tamamen kontrol altına alındığı sistemlere Örtüaltı sistemeleri – Sera sistemleri ,bu sistemler içinde yapılan yetiştiriciliği de ÖRTÜALTI YETİŞTİRİCİLİĞİ – sera  yetiştiriciliği  adı verilir. Birim alandan yüksek verim alınmasını sağlayarak küçük alanların marjinal şekilde değerlendirilmesine olanak veren serada  yetiştiricilik ,aynı zamanda yıl içerisinde düzenli bir iş gücü kullanımı sağlaması nedeniyle de ülkemizdeki en önemli tarımsal faaliyetlerden birisi haline gelmiştir.

Örtüaltı ve turfanda sebzeciliği birbirinden farklıdır.Turfanda sebzecilik,iklime bağlı kalınarak veya kısmen kontrol altına alınarak özellikle mikroklimaya sahip bölgelerden yararlanarak pazara erken veya geç dönemde ürün çıkarıldığı yetiştiriciliktir. Sera yetiştiriciliğinde ise ortamdaki klima özellikleri kısmen veya tamamen kontrol altına alınarak pazara ürün çıkarmak dönemini ayarlayabilmektir.     

 Ülkemiz seracılığında,tek ürün ve çift ürün yetiştiriciliği olmak üzere iki tip yetiştiricilik yapılmaktadır.Tek ürün yetiştiriciliği genellikle cam seralarda yapılıp yılda tek ürün alınırken,çift ürün yetiştiriciliği de plastik seralarda yapılıp ilk ürün sonbahar yetiştiriciliğinde,ikinci ürünse ilkbahar yetiştiriciliğinde alınmaktadır.Son zamanlarda teknolojik gelişmeler,ilerleyen yetiştirme teknikleri,tohumculuk dünyasındaki gelişmelerle birlikte yeni çeşitlerin de devreye girmesiyle desen zenginliği artmıştır. Ayrıca Rekor Gelişim gibi çok güçlü toprak düzenleyiciler ilede erkencilik  verim ve  kalite en üst düzeye  çıkartılmıştır.Dar bir zaman kalıbı içine sığdırılan tohum ekimi-fide dikimi daha geniş bir zaman dilimine yayılmıştır. Böylelikle seralarda yılın on ayında ürün hasat etme ortaya çıkmıştır.        

Örtüaltı tarımı cam ve plastik seralar ile alçak ve yüksek tüneller altındaki üretimi kapsamaktadır. 

Örtüaltı tarımı;sera ve alçak plastik tüneller altındaki üretimi kapsamaktadır. Alçak plastik tüneller;bitki sıraları üzerine yaklaşık 60 cm yarı çaplı ve yarım daire kesitli yerleştirilmiş iskeletlerin üzerinin yumuşak plastik örtülerle örtülmesi sonucu elde edilen yapılardır. Alçak plastik tünel altında yapılan bitkisel üretimde erkencilik amaçlanır.

 Seralar ise;iklim koşullarının açıkta bitki yetiştirmeye elverişli olmadığı dönemlerde,kültür bitkilerinin ekonomik olarak yetiştirilmesini olanaklı kılan,bitkisel üretim için gerekli olan gelişim etmenlerini sağlayabilen,içinde hareket edebilen yapılardır.

 Dünya üzerinde seracı ülkeler 1970’li yıllarda yaşanan enerji krizinden sonra ki kuşağa ayrılmışlar ve kuzey iklim kuşağındaki ülkeler klima kontrollü seralarda üretim yaparken,ülkemizin içinde bulunduğu güney iklim kuşağındaki ülkelerde üretim tamamı ile ekolojik koşullara bağımlı olarak gerçekleştirilir hale gelmiştir.

 A-SERACILIĞIN GELİŞİMİ

Ülkemizde  sera yetiştiriciliği 1940’lı yıllarda Antalya’da kurulan seralar ile başlamıştır.1940-1960 yılları arasında seracılığın gelişimi çok yavaş olmuş ve özellikle Antalya ve İzmir civarında yayılma göstermiştir. Bu yıllardan sonra plastiğin örtü metaryali olarak kullanılmaya başlanması ile gerek sera,gerekse alçak tünel alanlarında hızlı bir artış görülmüştür. Seralarda en hızlı artış 1975-1985 yılları arasında gerçekleşmiştir;bundan sonraki yıllarda artış,devam etmekle birlikte daha yavaş olmuştur. Özellikle 1900 yılına kadar hızlı artış gösteren alçak tünel alanları ise,tünel altında yetiştirilen türlerin bir yıl önceki fiyatlarındaki değişimlere bağlı olarak,dalgalanmalar göstermiştir.1990-1997 yılları arasında toplam sera alanlarındaki artış % 64.5 iken,alçak tünellerdeki artış %9 olmuştur.1996-1997 yılı verilerine göre Türkiye’de örtüaltı alanı 44 291 hektara ulaşmış olup,bunun 26780 hektarı (%60.5)  alçak plastik tünel, geriye kalan 17510 hektarı (% 89.5) sera alanlarından oluşmaktadır.

       Ülkemizde örtüaltı yetiştiriciliği ekolojik koşullara bağımlı olarak gelişme gösterdiğinden,örtüaltı alanlarımız özellikle güney kıyılarımızda yoğunlaşmıştır.

      1997 yılı verilerine göre;seraların %80.9’u, alçak plastik tünelleri ise % 95.2’si Akdeniz bölgesinde bulunmakta,bu bölgeyi Ege bölgesi ,izlemektedir. İller bazında incelendiğinde seracılık açısından en önemli merkezler sırasıyla İçel (% 24.8) ve Muğla (% 9.9)’dır. Alçak tünellerin ise % 74.2’si Adana,% 8.4’ü Denizli % 6.8’i Hatay ve  % 5.9’u Antalya’da bulunmaktadır.

         Ülkemiz seralarına  örtü malzemesi itibariyle baktığımızda %77.5’inin plastik örtülü  (PE veya sert plastik), geriye kalan %22.5’inin ise camla kaplı olduğu görülmektedir.

       1980 yılından bu yana örtüaltı alanlarında meydana gelen değişmeler dikkate alındığında gelecek 20 yıl içerisinde örtüaltı alanlarımızın yukarıdaki şekillerde özetlenen şekilde gelişmesi beklenmektedir. Yani seracılığın % 77.5 plastik %22.5’ cam seralardır. 

       B-SERA YETİŞTİRİCİLİĞİ YAPILAN TÜRLER

     1- Seralarda yetiştirilen türler;

      Sera alanlarımızın %95’inde sebze(genelde yazlık sebzeler),%4’ünde süs bitkileri(özellikle kesme çiçek) ve % 1’inde ise meyve türleri(özellikle muz ve çilek yetiştirilmektedir.

       2-Serada sebze üretimi;

      Ülkemiz sera yetiştiriciliğinde %51 ile domates birinci sırada yer almakta,bunu % 20.2 ile salatalık, %17.3 ile biber ve % 8.6 ile patlıcan izlemektedir. Geriye kalan %2.9’luk alanda da kavun,fasulye,kabak gibi diğer sebze türleri yetiştirilmektedir. Bunların yanında istatistiklere girmemekle beraber çift ürün yetiştiriliği yapılan sebze seralarında ardaki boş ve soğuk dönemi değerlendirmek için yapılan marol-salata üretimi de önemli bir yer tutmaktadır.    

      3-Süs bitkileri üretimi;

      Ülkemiz seralarında süs bitkileri üretimi %4 gibi çok düşük düzeydedir.     

  4-Kesme çiçek üretimi;
Değişik iklim özelliklerine sahip olan ülkemizde ticari anlamda kesme çiçek üretimi Yalova’da başlamış ve daha sonra Ege ve Akdeniz bölgelerine de yayılmıştır. Özellikle 1985 yılından sonra Antalya yöresinden kesme çiçek ihracatının başlaması,kesme çiçek üretim alanı ve miktarında son yıllarda önemli artışların ortaya çıkmasında önemli rol oynamıştır.

      Ülkemizde kesme çiçek yetiştiriciliğinin %60’a yakın kısmı seralarda yapılmaktadır.1993 yılı verilerine göre kesme çiçek yetiştiriciliğini iller bazında incelediğimizde,İzmir,Antalya ve Yalova illerinin ilk üç sırayı aldığı ve bunları Adana,İçel,Aydın ve Bursa’nın izlediği görülmektedir.

       Ülkemiz seralarında yetiştirilen kesme çiçek türleri 1993 yılı verilerine göre,kesme çiçek üretimi yapılan sera alanının %60.4’ünde karanfil yetiştirilmekte ve bunu gül %12.9 izlemektedir. Glayöl %9.2, krizantem %6.4’lük oranlara sahiptir. Geriye kalan %11.1’lik alanda diğer kesme çiçeklerin Gerbera, Gypsophylla, lisianthus,  Lilium, Bouvarlia, Alsetronmeria, Nerine,Anemone ve Asparagus gibi)üretim yapılmaktadır.

      5-İç Mekan (Saksılı)Süs Bitkileri Üretimi;

     İç mekan süs bitkileri çiçekçilik sektörü içerisinde özellikle son 15 yıldır önemli bir yer tutmaya başlamıştır. İç mekan süs bitkisi üreten irili ufaklı işletmelerin çoğu Marmara bölgesinde yoğunlaşmıştır.. Marmara bölgesini sırasıyla Ege ve Akdeniz bölgelerinin takip ettiği görülmektedir. Her üç bölgede de plastik sera varlığının cam seralara göre daha fazla olduğu dikkat çekmektedir.

      Ülkemizde iç mekan süs bitkileri yetiştiriciliği yapan işletmelerin faaliyetleri üç grup halinde toplanmaktadır.

Üretim materyalini kendi üretip,satış boyuna kadar büyütüp,pazarlayanlar
Üretim materyaline ithal edip satış boyuna kadar büyütüp,pazarlayanlar
Satış boyunda bitki ithal edip kısa bir sürede pazarlayanlar.
Genelde işletmelerin büyük çoğunluğunun üretim materyalini yurt dışından getirip satış boyuna kadar büyütmeyi tercih ettikleri görülmektedir. Kendi üretim materyallerini üretenler ise çok sınırlı sayıdadır.

     6-Serada Meyve üretimi;

   Ülkemizde örtüaltında üretilen en önemli meyveler Muz ve Çilektir. Muz üretimi sınırlı bir plântasyonda sadece Akdeniz kıyılarında yapılmaktadır.

      7-Alçak Plastik Tünellerde Yetiştirilen Türler;

     Alçak plastik tünel alanlarının % 68.5’inde karpuz yetiştirilmekte,bu türü kabak %12.6 ve patlıcan %6.1 izlemektedir. Diğer yetiştirilen önemli sebzeler ise hıyar,domates, kavun ve biberdir.

     C-SERA  YETİŞTİRİCİLİĞİNDE KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ;

     1-Seraların Yapısal Özellikleri;

      2-İşletme Büyüklüğü;

     Ülkemiz seralarında işletme yapısı ve sera büyüklüğü  yönünden bakıldığında;genelde seraların aile işletmeleri şeklinde ve küçük alanlara sahip oldukları görülür.

      İşletmelerin küçük ölçekli oluşu teknoloji kullanımını sınırlamakta,işletme bünyesinde tarım eğitimi almış bir kişinin istihdamı mümkün olmamakta ve sonuçta babadan veya komşudan öğrenilen şekilde seracılığa devam edilmektedir.

      3-Konstüksiyon ve örtü malzemesi

     Sera konstüksiyon (yapı)malzemesi olarak ülkemizde ahşap,demir ve galvanize demir kullanılmaktadır. Plastik örtülü seralarda 1980’li yıllara kadar oldukça yaygın olan ahşap iskelet,dayanıksız olması ve örtü malzemesini tutturmak için kullanılan çivinin örtü malzemesini yırtması nedeniyle, kullanımı gittikçe azalmaktadır. Günümüzde artık plastik ve cam örtülü seralarda,demir ve galvanize edilmiş demir profiller kullanılmaktadır.                              

        Akdeniz bölgesindeki  diğer ülkelerde olduğu gibi,örtü malzemesi olarak plastiğin kullanılması bizim ülkemizde  de giderek daha da yaygınlaşmaktadır. Plastik örtü olarak da en yaygın kullanılan materyal,ucuzluğu nedeniyle,polietilen (pe)dir. Son yıllarda piyasada bulunan uv,ır ve antifog katkılı plastik örtüler,uzun ömürlü olmaları nedeniyle,üreticiler tarafından daha tercih edilir olmuştur.

      Örtü materyalini konstrüksiyona tutturmak için eskiden cam seralarda macun, plastik seralarda çivi kullanılırken,günümüzde sert veya yumuşak plastikten klips kullanımına geçmiştir.

      Ülkemiz seralarında özellikle çatı havalandırması istenilen düzeyde değildir. İyi bir sera havalandırmasının sera taban alanının %20’si kadar büyüklükte olması istenirken ülkemiz seralarında bu oran %1-4 arasında değişmektedir. Çoğu plastik örtülü olan seralarda çatı havalandırması hiç olmadığından yükselen nem ve sıcaklığı kontrol etmek oldukça zordur. Yetiştiriciler ancak yan havalandırma yapmak suretiyle nem ve sıcaklığı kontrol etmeye çalışmaktadırlar ki,bu da yetersiz kalmaktadır.

      Ülkemizde son yıllara kadar sera yapımı konusunda hizmet veren kuruluşlar yoktu ve üreticiler ya kendileri yada yörelerindeki ustalarla seralarını kurmaktaydılar. Özellikle havalandırma yetersiz bırakılmaktaydı. Ayrıca fazla taşıyıcı konstrükisyon malzemesi kullanılması sera içine giren ışık miktarını azaltmakta,kullanılan dikmeler mekanizasyonu kısıtlamaktaydı.

      Günümüzde,seralarımızda yapısal sorunların tamam ile çözüldüğünü söylemek mümkün değilse de,bu konuda hizmet veren kuruluşların bulunması ve modern sera  tesislerine rastlanılması sevindiricidir. Montaja hazır halde satılan galvanize konstriküsyon malzemelerinin kullanımı ile seraların kurulması ile teşvik edilerek ülkemiz seraları daha modern bir hale kavuşturulabilir.

      4- Serada Isıtma

     Ülkemizde sera üretimi,mevcut iklim koşullarından olabildiğince yaralanarak,en alt düzeyde masraf ile yapılmaya çalışılmaktadır. Bu yüzden iç mekan süs bitkileri seraları haricindeki diğere seralarda ısıtma genelde don zararından korunmak amacıyla yapılmaktadır. Her ne kdar ısıtılsa da yine Rekor Gelişim kullanmak don zararlarını daha da azaltmaktadır. Bunun sonucunda gerek verim,gerekse kalite düşmekte ve hastalıkları kontrol etmek güçleşmektedir.

      Sebze üreticileri,ısıtma masraflarını en aza indirmek amacıyla tek ürün  yetiştiriciliği(eylül-haziran)yerine çift ürün yetiştiriciliğini(sonbahar:temmuz-ocak;ilkbahar:aralık-temmuz)tercih etmektedir. Tek ürün yetiştiriciliğinde ısıtma sadece don zararından korunmak amacıyla yapılmakta,meyve tutumu özellikle domates ve patlıcan gibi sebze türlerinde bitki büyüme maddelerinin kullanımı ile sağlanmaktadır. Kısa dönem yetiştiriciliklerinde ise pazarda ürün fiyatlarının yüksek olduğu dönemde ürün boşluğu olmaktadır. Üretimde planlamanın yapılmaması, üreticinin karşı karşıya kaldığı fiyat dalgalanmaları,düşük verim ve meyve kalitesi üretimde karşılaşılan en önemli çıkmazlardandır. Girdilerin yüksek olduğu seracılıkta ihracat hedeflendiği taktirde bu sorunları aşmak daha kolay olacaktır. Bunun ise ilk koşulu meyve kalitesinin yükseltilmesi ve üretim planlamasının yapılabilmesidir. Bu da ancak,seralarda yetiştirilen türe göre belli bir dereceye kadar ısıtma yapılmasıyla sağlanabilir.

      Günümüzde seralarda  don tehlikesine karşı yaygın bir şekilde kullanılan çatı yağmurlanmasının yanında ısı perdesi ve su şiltesi gibi diğer ısı koruma  yöntemlerinin de yaygınlaşmasında büyük yarar vardır. Rekor Gelişim kullanmaktasera  tavalarını ciddi oranda  korumaktadır. Bu tekniklerin kombinasyonları da oldukça iyi sonuç vermektedir. Örneğin su şiltesi ve ısı perdesinin birlikte kullanımının sıcaklığı 4-7°C arttırdığı bildirilmektedir.

      Ülkemiz seracılığının gelişiminde önemli rol oynayabilecek faktörlerden biriside jeotermal enerji kullanımının yaygınlaştırılmasıdır. Yenilenebilir,ekonomik ve çevreyle dost bir enerji kaynağı olan jeotermal enerji,ülkemizde ısıtmalı seracılığı mümkün kılabilecek ve seracılığımızı ideal çizgisine oturabilecek tek çözüm gibi görülmektedir. Türkiye’nin önemli bir jeotermal enerji bölgesi olan alp-himalian orojenik kuşağında yer aldığı ve jeotermal kaynak zenginliği bakımından ilk yedi ülke arasında bulunduğu bildirilmektedir. Yüksek sıcaklıklı jeotermal akışkan içeren sahalar Türkiye’nin batısında,düşük ve orta sıcaklıkla sahalar ise orta doğu ve kuzeyinde yer almaktadır. Seracılığın yaygın olduğu Akdeniz sahil şeridinde ise,sera ısıtmasında kullanılabilecek 40C’nin üzerinde sıcaklığa sahip jeotermal saha saptanmamıştır. Dolayısıyla jeotermal kaynakların kullanımı seracılığımızı istenen çizgiye taşıyabilecektir. Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Plânı Örtüaltı Sebzeciliği Özel ihtisas komisyonu raporunda,Jeotermal sahalar içerisinde Saray köy-Denizli, Simav-Kütahya ve Kozaklı-Nevşehir’in en önde gelen potansiyel sera üretim merkezleri olduğu belirtilmektedir. Bu merkezler içerisinde yer alan simav’da çevre bakanlığı’nın desteği ile,1992yılında jeotermal enerji konutlarının ısıtılmasında kullanılmaya başlanmıştır.     

     5-Üretim materyali

      a-Sebze

      Seralarımızda yetiştirilen patlıcan,hıyar,domates,kabak,kavun ve karpuz gibi sebze türlerinde kullanılan tohumluğun tamamı  hibrittir. Biberde halen standart çeşitlere ait tohumluk kullanılmakla birlikte  hibrit tohumluk kullanımı da hızla artmaktadır. 

      b-Süs bitkileri

     Sebzede olduğu gibi süs bitkilerinde de üretim materyali bakımından dışa bağımlılık söz konusudur. Ülkemizde iç piyasaya yönelik çalışan küçük üreticiler,karanfil ve kasımpatında kendi materyalini yetiştirdiği bitkilerden temin etmektedir. İhracata yönelik kesme çiçek yetiştiriciliği kuruluşlar ise üretim materyallerini her yıl ithal etmektedir. Lilium ve glayöl gibi soğanlı süs bitkilerinde ise üretim materyali temininde tamıyla dışa bağlılık sürmektedir. 

      c-Toprak

     Seracılıkta Rekor Gelişimn kullanılmasıyla toprak ile ilgili bir çok sorun çözülmüştür. Özellikle  Kumluca ve  Mersin  seralarında  kullanımı hızla artan Rekor Gelişim pek yakında bütün yurt genelindeki seralarda mecburen kullanılır hale gelecektir.

      d-Sulama

     Rekor Gelişim ile toprağın ve bitkinin su isteği dengelenmiştir. Daha  az sulanır hale gelmiştir. Ayrıca suyun istenilen özelliklerde  olmaması  halindede  bunu regule eder. Serada bitki yetiştiriciliğinde bitki gelişimi için gerekeli su,açık alandaki yetiştiricilikten arklı olarak yalnızca sulama ile karşılamaktadır. Bu durum,küçük bir alanda yüksek verimin sağlanmasını amaçlayan ve yüksek yatırımlarla gerçekleştirilen seralarda sulama uygulamalarının önemini daha da artırmaktadır.

      Seralarda yapılan üretimlerde suyun bitkilere uygulanmasını pek çok yöntem uygulanmaktadır. Bunlar, günümüzde giderek terk edilen yüzey sulama yöntemlerinin yanı sıra,gelişen teknolojinin sağladığı çeşitliliğe uygun olarak artan uygulama alanı bulan ve bitki üretim tekniklerine bağlı olarak değişime uğramış bilinen modern sulama yöntemleridir. Üretici koşullarında günümüzde en yaygın olarak kullanılan yöntem-pek çok üstün yönleri nedeniyle damla sulamadır     

Diğer taraftan,bitkisel üretim girdilerinin etkinliğini arttıran ve bu biçimi ile çağdaş tarımda yüksek verimliliğin ayrılmaz parçası olan sulamaya,bitkisel üretim için kök bölgesinde eksik olan suyun en uygun düzeyde açısından da bakılmalıdır. Bu nedenle,bitkide verim ve kalite düşüklüğüne sebep olabilecek bir su stresini önlemek amacıyla,bitkiye gelişme süreci içinde gereksinim duyulan sulama gereken miktar ve zamanlarda uygulamak gerekir ki,bu da var olan koşullara göre etkili bir sulama programının yürütülmesi ile olasıdır.
Günümüzde sulamanın programlanmasına yönelik olarak,toprağa,bitkiye ve iklime dayalı izleme tekniklerini kullanan bir çok yöntem geliştirilmiş olmasına karşın ülkemiz seralarının büyük bir bölümünde arzu edilen düzeyde bilimsel yöntemler kullanılmamaktadır. Üreticiler sulamayı genellikle bitki veya toprağın durumunu görsel olarak inceleyerek programlamaktadırlar. Ayrıca,sulama suyu kalitesi,toprakların fiziksel ve kimyasal özellikleri ile verimlilik durumunun bilimsel düzeyde belirlenmemesi verim ve kalite azalması ile sonuçlanabilmektedir.

      e-Hastalık ve Zaralılar

     Üretim oldukça basit yapılar altında yapıldığından,uygun olmayan sera içi iklim koşulları özellikle-düşük sıcaklık ve yüksek nisbi nem-özellikle plastik sera ve tünellerde önemli kayıplara neden olan fungal ve bakteriyel hastalıkların ortaya çıkışını hızlandırmaktadır.

      Toprak kaynaklı pek çok patojen, seralarda yetiştirilen bitkilerde hastalıklara yol açmakta,çoğunlukla da kontrol altına alınmaları güç olduğundan,önemli zararlara neden olmaktadır. Bakteriyel ve fungal kaynaklı bazı hastalık etmenleri de, bitkilerin iletim sistemine yerleşerek onların  solmalarına ve hatta ölümlerine yol açabilmektedir. Sera bitkilerinin doğrudan toprak üstü organlarında zararlara yol açan hastalıklara yaygın olarak rastlanmaktadır. Seralarda yetiştirilen bitkilerde virüs hastalıkları ayrı bir öneme sahip bulunmaktadır. Etkin bir kontrol yönteminin olmayışı ve çok kolay yayılma yollarına sahip olmaları nedeniyle virüsler özellikle sonbahar döneminde yapılan üretimlerde ürün kayıplarını ekonomik düzeyin üzerine çıkarabilmektedir.

      Seralarımızda en sık rastlanan ve en önemli ekonomik kayıplara yol açabilen başlıca zarlılar ise beyaz sinekler, kırmızı örümcekler, yaprak bitkileri, yaprak galeri sinekleri ve domates pas akarıdır.

      İşte Rekor  Gelişim tüm bu  sorunların  ortaya  çıkması  karşısında  oldukça direnç gösterir. Beyaz sineği göremezsiniz mesela. Nemotada karşı çok yüksek direnç gösterir. Bir kırmızı örümcek istilasına seranız asla   uğramaz. Rekor  Gelişimi  2008 yılından sonra seralardaki en önemli gelişmedir hatta devrimdir diyebiliriz.

     f-Sera Sebzelerinde Meyve  Tutumu 

    Ülkemiz sera sebze üretiminde ısıtma  genelde don zararından korunmak amacıyla yılın belli günlerinde yapılmaktır. Sadece yurt dışına üretim yapan birkaç firma ve jeotermal  enerjinin bulunduğu yerlerdeki(Simav,Kızıldere Balçova ,Şaanlıurfa gibi) seralarda düzenli ısıtma yapılmaktadır.

      Çoğunlukla düşük sıcaklık gün ,içerisindeki sıcaklık değişimleri ve bazı dönemlerde  ışıklanmanın yetersiz oluşu sonucu canlı çiçek tozu oluşumu ve ovaryum gelişimi olumsuz yönde etkilenmektedir. Ayrıca seraların kapalı bir ortam olması, dolayısıyla böcek ve hava hareketinin yetersizliği ve oransal nemin yüksek olması çiçek tozlarının dişicik  tepesi üzerine taşınmasını güçleştirmektedir. Sonuç olarak döllenme eksikliğinden dolayı meyve tutumu azalmakta veya Pazar değeri olmayan meyveler oluşmaktadır.

    Hormon her ne kadar  meyve tutumunu sağlasa da,elde edilen meyvelerin kalitesi düşük ve raf ömrü kısa olmaktadır. Ayrıca bu  maddelerin insan sağlığına olası riskleri nedeniyle, pek çok ülkede kullanımına izin verilmemektedir. Sera sebzelerimizde hormon kullanımı ihracat şansını azaltmakta, ayrıca ülkemizde de tüketicilerin sera ürünlerine şüpheyle yaklaşmalarına, hatta bu ürünleri tüketmek istememelerine yol açmaktadır. Bu nedenle seralarımızda bitki büyüme maddeleri kullanımının acilen azaltılması, mümkün olduğun da kaldırılması hedeflenmelidir.

       Rekor Gelişim ile  en yüksek meyve tutumu, en kaliteli ve düzgün şekilli ürünleri en uzun raf ömrü  olacak  şekilde  hasat edebilirsiniz.      

 D-SERA YETİŞTİRİCİLİĞİNDE YENİ TEKNOLOJİLER

     Sera  topraklarının bir süre sonra verimsizleşmesi, hastalıkların  çoğalması  ve bu  yüzden  üretim  maliyetlerinin artması  ayrıca   istenilen  düzeyde kalitede ve rekoltede mahsul  hasat  edilemediği  için topraksız   tarıma bir   yöneliş  olsada, Rekor  Gelişim  kullanımıyla birlikte toprakta sera   üretimindeki bir çok  sorun  ortadan  kalktığı  için verim  ve   kalitede en  üst düzeye   çıktığı  için,  hastalıklara   karşı  direnç en  düzeye   çıktığı için, sulama   ihtiyacı çok çok azaldığı  için, mahsullerin  tadı, aroması ve raf ömrü  çok  arttığı  için Rekor  Gelişim  Sera  üreticilerini çok  büyük  bir  külfetden  kurtarmıştır. Yukarıda   Rekor  Gelişim kullanan üreticilerin  yorum  videolarını  izlediğimizde   ne   yapmanız  gerektiğini  çok  güzel  anlayacağınızdan  şüphemiz yoktur.